20.01.2012 - 09:55
Okunma (426)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında : Dorak Holding Itır Tour Operasyon Sorumlusu

Osmanlı'dan Cumhuriyete İstanbul'da Ulaşım

İstanbul’un bir deniz şehri oluşu ve günümüzdeki gibi eskilerde karayolu ağı ve köprüler olmadığı için deniz taşımacılığı ile ulaşım sağlanırmış. Her tip vatandaşın kullandığı teknelere ise “Pazar Kayığı“ adı verilirmiş. Saray mensubu hanımları için "Kırlangıç" ve "Hanım İğnesi" Kayıkları, Ulaşım aracı "Pereme" Kayıkları, Yangın tulumbaları için "Ateş" Kayıkları, Yük hayvanlarını taşımak için "At" Kayıkları, "Pazar, Buz, Dolap, Odun, Kömür, Saz, Çete, Elçilik, Kireç, Kırlangıç, Karamürsel..." gibi bir kıyıdan diğerine yolculuk yaparken kayıklar, ihtiyaca göre pek çok isim almıştır.

 

İstanbul’da kara ulaşımında uzun bir süre herhangi bir araç kullanılmamış, insanlar şehrin öbür ucuna dahi olsa yürüyerek giderlermiş. Daha sonraları ise uzak mesafeler için ata binilmeye başlanmıştır. Devler görevlilerinin ve zenginlerin kendi ahır ve arabaları varken, daha sonraları ulaşım merkezi sayılan Eminönü ve Karaköy gibi yerlerde bulunan kiralık arabalar ve seyislerden (at bakıcıları) faydalanırlarmış.

 

İstanbul’un şehir içi ulaşımında daha çok yürüme yolları esas alınmıştır. Sokakların dar olması, dik yokuşlar ve merdivenlerin olmasından dolayı bazı hayvan ve at arabaları ile ulaşım tercih edilmiyor, hatta birçok sokakta hayvanla girişin yasak olduğunu göstermek için sokak başlarında zincirler bulunmaktaydı.

 

FOTOĞRAFLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN.

 

17 Ocak 1875 tarihinde İstanbul, dünyanın ilk metrolarından Karaköy – Pera tüneline sahip olmuştur. O dönem buhar ile işleyen mekanizma 1960’lı yılların başında elektrikli hale getirilmiştir. İlk dönemlerde tünelde üç vagon bulunmaktaydı. İlk vagonda eşyalar, ikinci vagonda hayvanlar, üçüncü vagonda ise insanlar seyahat etmekteydi. Bunun nedeni ise olası bir kaza anında can kaybını önlemekti.

 

İstanbul’a gelen ilk otobüsler 1928 yılında Renault marka araçlar idi.

 

1929 – 1930‘lu yıllar arasında Şişli-Taksim civarında oturan Yahudi vatandaşlar Kapalıçarşı’daki iş yerlerine gidebilmek için taksi parasını ortaklaşa verirlermiş. Türkiye’de dolmuş fikri de bu durumdan esinlenmiştir.

 

19. yüzyılın ortalarından itibaren vapur insan hayatına girmeye başlamıştır. Vapura binmeden önce yolcular iskeledeki gişelerden oturacakları yere göre bilet alırlarmış. Mevkii denilen yerde oturmak isteyenler daha fazla ücret öderlermiş. Yolcular yükleri için ayrıca yük bileti almak zorundalarmış. İskelelere daha sonraları bekleme salonları yapılmıştır. Fakat daha çok gemi personelleri tarafından otel amaçlı kullanılmıştır.

 

Dönemin birçok mizah dergisine konu olan Haliç vapurları da o dönemde faaliyete başlamıştır. Vapurların aşırı yavaş olması, kaptanlarının keyfi davranıp seferleri yavaşlatması, kadınlar bölümünün ve bazı iç bölümlerinin bezden perdelerle oluşturulması yolcuların yoğun şikâyetlerine neden olmuştur.

 

FOTOĞRAFLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN.



KAYNAKLAR:

- Tarih Dergi

- Britanya Vikipedi

- İTU İstanbul kaynakları

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı